“Mehmet Akif Ersoy ve İstiklâl Marşı” Anlatıldı

Üniversitemiz Rektörlüğü tarafından, Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy tarafından yazılan İstiklâl Marşımızın, 12 Mart 1921'de Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilişinin 98. yıl dönümü anısına, “Mehmet Akif Ersoy ve İstiklâl Marşı” konulu konferans düzenlendi.

İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yasemin Mumcu tarafından 12 Mart 2019 tarihinde, Üniversitemiz Rektörlüğü Konferans Salonunda verilen konferansa Rektör Yardımcılarımız Prof. Dr. Bilal Gümüş ve Prof. Dr. Muzaffer Tepekaya, Manisa Büyükşehir Belediyesi İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanı Muzaffer Şaşmaz, Genel Sekreter Yardımcımız Fuat Aydın, öğretim elemanları ve öğrenciler katıldı.

Mehmet Akif yaşamı boyunca özü ve sözü ile bir idealist, bir yol gösterici olmuştur.

Saygı duruşunda bulunulması ve Üniversitemiz Kültür-Sanat Topluluğu İşaret Dili Ekibi eşliğinde İstiklal Marşı’nın söylenmesi ile başlayan konferansta Doç. Dr. Yasemin Mumcu, edebiyat tarihlerinde pek az sanatkârın eseri ve fikirleriyle şahsiyeti arasındaki benzerliğin, Mehmet Akif’inki kadar olabildiğini ifade ederek, “Mehmet Akif hakkında yazılmış biyografiler, yakınlarının yazıları, ona şairdir-değildir diyenler, gericidir-değildir hükmünü verenler, değişmeyen ve ortak tek bir noktada birleşirler. ‘Akif hayatı boyunca belli ahlaki prensiplerle yaşamış bir karakter adamıdır.’

Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale;

Bana hiç tasmalık etmemiştir altın lale!

Üçbuçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam;

Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.

Diyen şairin yaşamı da bu sözlerden farklı değildir. O yaşamı boyunca özü ve sözü ile bir idealist, bir yol gösterici olmuştur. İlk tanıdığı kurumlardan biri camidir ve onun manevi varlığını Kur’an, ezan ve ilahi sesleri doldurur. Sanatını oluşturan bir diğer unsur, almış olduğu eğitim ve görgüdür. Okul onu Batı dilleri ve edebiyatlarıyla yüz yüze getirir. Bu okullarda aldığı eğitim sayesinde İslam’a sonradan giren birçok boş inançtan kurtulur” dedi.

Akif’in huzurunda eğileceği varlık sadece rabbidir. Uğrunda şehit olacağı değerler ise, vatanı ve bayrağıdır.

Bazı araştırmacılara göre Türk edebiyatında Akif kadar devrinin aynası olmuş, devrinin hemen bütün meselelerine sahip çıkmış ve aynı zamanda çözüm de sunmuş başka bir şair olmadığını belirten Doç. Dr. Yasemin Mumcu, “Akif’in huzurunda eğileceği varlık sadece rabbidir. Uğrunda şehit olacağı değerler ise vatanı ve bayrağıdır. Ona göre hayâsız, maneviyattan kopuk bir neslin, bu millet için verebileceği bir şey olmadığı gibi bu milletten alıp götüreceği çok şey vardır. O ilimsizliğe, köksüzlüğe, taassuba, tembelliğe savaş açmış ve bütün bunları bir devleti çökerten en önemli sebepler olarak görmüş, değerlerine sahip ve ahlaki açıdan üstün bir nesille her türlü kötülük ve sıkıntıdan kurtulacağımıza inanmıştır.

İstiklâl Marşı’nı yazdığı sıradaki duygularını şöyle anlatır büyük şair:

“Bu ümitle, imanla yazılır. O zamanı düşünün, imanım olmasaydı yazabilir miydim? O günler ne samimi, ne heyecanlı günlerdi. O şiir milletin o günkü heyecanının ifadesidir. Binbir fecayi karşısında bunalan ruhların ıstıraplar içinde halas dakikalarını beklediği bir zamanda yazılan o marş, o günlerin kıymetli bir hatırasıdır. O şiir bir daha yazılamaz. Onu kimse yazamaz. Onu ben de yazamam. Onu yazmak için o günleri görmek, o günleri yaşamak lazım. O şiir artık benim değildir. O, milletin malıdır. Benim millete karşı en kıymetli hediyem budur.

-Allah bir daha bu millete bir İstiklâl marşı yazdırmasın..."

İstiklâl Marşı’mız adından başlayarak sonuna kadar Türk’ün her türlü emperyalizme karşı bir bağımsızlık bildirgesi gibidir. 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi ile ülkemiz fiilen işgal edildiğinde, Akif bu işgale ve her türlü işgale karşı hayatını ortaya koymuştur. İstiklâl istemeyen İstanbul Hükümeti ve sarayın tarafını değil, istiklâl isteyen Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğindeki Kuva-yı Milliye saflarını seçmiştir. Türk İstiklâl Savaşı, Türk milletinin ölümsüz hürriyet ve istiklâl duygusunun olduğu kadar imanının da zaferidir.

İstiklâl Marşı, bizim için İstiklâl Savaşı’nın hatırasına sımsıkı bağlı ve doğrudan doğruya onun mahsulü olan tarihi bir eserdir.

Akif’in Türk milletine bağışladığı en büyük eser olan İstiklâl Marşı bir bütün olarak İstiklâl Savaşı’nın mânâsına, Türk halkının ruhuna uygun, bir milleti yaşatan temel kıymetleri heyecanla olmakla beraber sade ve açık üslupla anlatan çok güzel bir şiirdir. Böyle bir şiiri ancak o büyük tarihi günleri yaşayan Akif’in mizaç ve karakterinde bir şair yazabilirdi. O bizim için İstiklâl Savaşı’nın hatırasına sımsıkı bağlı ve doğrudan doğruya onun mahsulü olan tarihi bir eserdir. İstiklâl Marşı ve Atatürk’ün Gençliğe Hitabesindeki gerçek duygu verilmediği, çocuklarımıza, gençlerimize bu bilinç aşılanmadığı sürece bu büyük metinlerin mânâsı gerçek değerini bulmayacaktır. Biz bu ölümsüz metinleri çocuklarımıza, gençlerimize öğretirken, onlara bu eserlerin dayandığı hayat felsefesini ve yazıldıkları devrin tarihi ve sosyal şartlarını da öğretmeliyiz ki, onların sadece kelimelerden ibaret olmadığını anlasınlar. Bunu başarmak için çalışmak, başta Mustafa Kemal Atatürk ve Mehmet Akif Ersoy olmak üzere canını vatan yoluna hiç çekinmeden koyan bütün kahramanlarımıza boynumuzun borcudur.

Tüm kalbimle Akif’in “Allah bir daha bu millete bir İstiklâl marşı yazdırmasın..." duasını tekrarlayarak ve büyük kurtarıcımız Mustafa Kemal Atatürk, büyük vatan şairi Mehmet Akif Ersoy ve bütün şehitlerimiz huzurunda saygıyla eğiliyorum” diye konuştu.

Konferans, Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Bilal Gümüş tarafından Doç. Dr. Yasemin Mumcu’ya teşekkür belgesi ve çiçek takdim edilmesiyle sona erdi.

Protokol Basın ve Halkla İlişkiler Koordinatörlüğü - Telefon: 0236 201 10 70 - Faks: 0236 201 10 71 - E-Posta : basin@cbu.edu.tr - Web: basin.cbu.edu.tr

Resim Galerisi
NKN_3589 NKN_3610 NKN_3599 NKN_3594 NKN_3619 NKN_3640 NKN_3632