MCBÜ’de Dünya İnsan Hakları Günü Paneli Düzenlendi
Manisa Celal Bayar Üniversitesi İnsan Haklarını Güçlendirme ve Şiddetle Mücadele Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından Dünya İnsan Hakları Günü kapsamında düzenlenen İnsan Hakları Paneli, Rektörlük Seminer Salonu’nda gerçekleştirildi.
Panel, Merkez Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Seda Seyman’ın açılış konuşmasıyla başladı. Seyman konuşmasında, 10 Aralık 1948’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin, insan haklarının uluslararası düzeyde korunmasına yönelik “tarihi bir adım” niteliği taşıdığını vurguladı. Bildirgenin kabul edildiği günün tüm dünyada “İnsan Hakları Günü” olarak kutlandığını hatırlatan Seyman, bu özel tarihin bireyler, kurumlar ve özellikle basın için toplumu insan hakları konusunda bilinçlendirme adına önemli bir fırsat sunduğunu belirtti.
İşletme Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hatice Yurtsever, moderatörlüğünü yaptığı panelde İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin insanlığın ortak vicdanını yansıttığını vurgulayarak, insan haklarının yalnızca teorik bir ideal değil, sürekli savunulması gereken evrensel bir değer olduğunu söyledi. Dünyada eşitlik ve adaletin hâlâ tam anlamıyla sağlanamadığını belirten Yurtsever, çatışmalar, göçler, kadın ve çocuklara yönelik şiddet, engelli bireylerin yaşadığı zorluklar ve çalışma hayatındaki ayrımcılık gibi pek çok insan hakkı ihlalinin küresel ölçekte devam ettiğini ifade etti. Bu gerçeklerin, hakların korunması ve geliştirilmesi için daha fazla sorumluluk alınması gerektiğini gösterdiğini dile getiren Yurtsever, panelde ele alınan ayrımcılık, yoksulluk ve engelli hakları gibi konuların yeni farkındalıklar oluşturmasını temenni ederek katılımcılara teşekkür etti.
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğr. Üyesi Doç. Dr. Dilek Dulay Yangın “Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kararları Çerçevesinde İş İlişkisinde Cinsiyete Dayalı Ayrımcılık” konulu sunumunda, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nun (TİHEK) iş yaşamında cinsiyete dayalı ayrımcılığa ilişkin kararlarının özellikle hamilelik dönemindeki uygulamalarda yoğunlaştığını belirterek, kadınların hem çalışma hem de annelik hakkına sahip olduğunu, bu nedenle hamilelik nedeniyle olumsuz muamelenin açık bir ayrımcılık oluşturduğunu vurguladı. TİHEK’in kararlarında, hamilelik bilgisinin ardından işe alım sürecinin durdurulması, kadın çalışanlara görev verilmemesi ve cinsiyete dayalı farklı çalışma koşullarının uygulanmasının ayrımcılık olarak değerlendirildiğini ifade eden Doç. Dr. Dilek Dulay Yangın, bu tür ihlallerde kurumun idari para cezası uyguladığını aktardı. Ayrımcılık iddialarında mesajlar, yazışmalar ve görev kayıtları gibi delillerin önemine dikkat çeken Dulay Yangın, güçlü emarelerin bulunduğu durumlarda ispat yükünün işverene geçtiğini belirtti.
İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğr. Üyesi Doç. Dr. Ceyhun Akın Cengiz, “Yoksulluk ve İnsan Hakları” başlıklı konuşmasında yoksulluğun bir insan hakkı ihlali olduğunu vurgulayarak, yoksulluk içinde yaşayan bireylerin yaşam, sağlık, eğitim ve barınma gibi temel haklardan yeterince yararlanamadığını ifade etti. Yoksulluğun insanların potansiyellerini gerçekleştirmelerini engellediğini belirten Cengiz, bu nedenle yoksul bireylerin edilgin, güvencesiz koşullarda yaşamlarını sürdürmek zorunda kaldığını ve kendi yeteneklerini geliştirmekte zorlandıkları için nitelikli işlere erişim sağlayamadıklarını söyledi.
Konuşmasında Amartya Sen’in “kapasite yaklaşımına” değinen Cengiz, yoksulluğun yalnızca maddi yoksunluk değil, bireylerin yapabilme ve olabilme özgürlüklerinin kısıtlanması olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Thomas Pogge’nin küresel adalet anlayışına da atıfta bulunan Cengiz, dünya ekonomisinin kurallarını belirleyen Dünya Ticaret Örgütü ve IMF gibi küresel aktörlerin mevcut sistemde eşitsizlikleri derinleştirebilecek yapısal sorunlara yol açtığını ifade etti. Yoksulluğun bir insan hakları ihlali olduğunu belirten Cengiz, bu olumsuz koşulların ortadan kaldırılması için çaba gösterilmesi gerektiğini söyledi.
Engelli Danışma ve Koordinasyon Koordinatörlüğü Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Özhan Kalaç, “Engelli Haklarına Genel Bir Bakış” başlıklı sunumunda Türkiye’nin engelli hakları alanındaki dönüşümünü kapsamlı bir perspektifle ele aldı. Türkiye’de engelliliğin 1990’lı yıllardan itibaren bir sosyal politika konusu olarak tanınmaya başladığını belirten Kalaç, 2005 tarihli 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun ile hak temelli yaklaşımın ilk kez güçlü bir yasal zemine kavuştuğunu vurguladı.
BM Engelli Hakları Sözleşmesi’nin 2009’da onaylanmasıyla birlikte makul düzenleme, bağımsız yaşam ve toplumsal katılım gibi temel kavramların ulusal politikalara yerleştiğini ifade eden Kalaç, son yıllarda özellikle dijital erişilebilirlik, afet ve acil durum düzenlemeleri, kamusal hizmetlerin erişilebilir hâle getirilmesi ve engelli istihdamını destekleyici uygulamalarda önemli ilerlemeler kaydedildiğini aktardı.
Türkiye’nin 2030 Engelsiz Vizyon Belgesi ile engelli bireylerin toplumsal yaşama tam ve etkin katılımını hedefleyen insan hakları temelli bütüncül bir politika ortaya koyduğunu belirten Kalaç, “Engellilerin haklarının korunması ve geliştirilmesi, onları hukuk öznesi bireyler olarak tanımakla başlar” dedi.
Panel, panelistlerin teşekkür belgelerinin takdim edilmesi ve konukların sorularının cevaplanması ile sona erdi.